BİREYSEL HEDEF KATSAYISI UYGULAMASI ÇALIŞMA BARIŞINI ZEDELİYOR
Sağlık Bakanlığı tarafından 1 Eylül 2026 itibarıyla E grubu dışındaki sağlık tesislerinde uygulanmaya başlanan Bireysel Hedef Katsayısı (BHK), sahada adalet ve hakkaniyet beklentisini karşılamamış; hekimler ve branşlar arasında yeni gelir farklılıklarına ve ciddi bir huzursuzluğa yol açmıştır.
Ek ödeme, sağlık profesyonellerinin sunduğu hizmet ve emeğin karşılığını oluşturan mali haklardan biridir. Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Anayasa Mahkemesi de döner sermaye ek ödemesini mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirmiştir. Bu nedenle ek ödeme hesabını etkileyen kurallar açık, öngörülebilir ve denetlenebilir olmalı; hak edilen ödemelerde keyfî kayıplara yol açmamalıdır.
BHK Usul ve Esaslarında hesaplama formülleri yer alsa da kullanılan veriler, parametreler ve kişiye özgü sonuçlar sağlık profesyonellerince anlaşılabilir ve denetlenebilir biçimde açıklanmalıdır. Her çalışan, kendi katsayısının hangi verilerle ve nasıl hesaplandığını, bu verilerin hangi dönemi kapsadığını ve sonuca nasıl itiraz edebileceğini bilmelidir.
Ek ödeme havuzu artırılmadan uygulanan katsayı, tek başına yeni bir kaynak yaratmamaktadır. Mevcut dağıtım miktarı içinde katsayısı yüksek olanlarla düşük olanlar arasındaki farkı artırabilmektedir. Mevzuattaki tavan sınırına takılan yüksek katsayılı çalışanların hak edişlerinde beklenen artış gerçekleşmeyebilir. Böylece çalışanlar arasındaki gelir farkı büyürken emeğin karşılığı da tam olarak ödenmeyebilir.
Bazı branşlarda görev yapan hekimlerin katkısı yalnızca bireysel muayene veya hastaya doğrudan uygulanan işlem sayısıyla ölçülemez. Branşın hizmet niteliği, çalışma koşulları, altyapı imkânları ve sağlık tesisinin toplam hizmetine katkısı da değerlendirmede dikkate alınmalıdır. Hekimin doğrudan kontrol edemediği iş yükü ve altyapı koşulları üzerinden yapılan değerlendirmeler, bu branşlarda hakkaniyetsiz sonuçlara yol açabilir.
Diş hekimleri yönünden de uygulamanın kapsamı ve katsayı hesabı açık biçimde izah edilmelidir. BHK Usul ve Esasları, diş hekimlerine ilişkin hesaplama yöntemini ağız ve diş sağlığı merkezleri ile hastaneleri bakımından düzenlemektedir. Farklı sağlık tesisi türlerinde çalışan diş hekimlerinin hangi yöntemle değerlendirildiği ve bu yöntemin teşvik ödemelerine etkisi Bakanlıkça şeffaf biçimde açıklanmalıdır.
Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca düzenleyici işlemler kanunlara aykırı olamaz. Ek Ödeme Yönetmeliği, BHK’yı 1,0 ile 1,4 arasında ve bireysel hedef göstergelerine göre tanımlamış; ayrıntıların Bakanlıkça belirlenmesini öngörmüştür. Bu yetki kullanılırken yönetmelikteki sınırlar aşılmamalı; çalışanların mali haklarını etkileyen kriterler açık, erişilebilir ve denetlenebilir olmalıdır.
Danıştay 8. Dairesinin yakın tarihli kararında da yönetmelik, tebliğ, genelge, yönerge ve benzeri işlemlerin kanuni çerçeveyi aşarak kanunda bulunmayan yeni hak ve yükümlülükler oluşturamayacağı vurgulanmıştır. Karar farklı bir uyuşmazlığa ilişkindir; ancak idarenin düzenleme yetkisinin sınırlarına dair ortaya koyduğu ilke, BHK uygulamasının hukuki denetiminde de önem taşımaktadır.
BHK düzenlemesinin iptali istemiyle tarafımızca dava açılmıştır. Yargı süreci devam ederken Bakanlığı; çalışanların gelirlerinde oluşan kayıpları ve sahadaki uygulama sorunlarını gidermeye, hesaplamaları kişiye özel olarak açıklamaya ve itiraz edilebilir hâle getirmeye çağırıyoruz.
Sağlık hizmeti ekip çalışmasıdır. Sağlık profesyonellerini birbirine rakip hâle getiren, çalışma barışını bozan ve gelir adaleti konusunda güvensizlik oluşturan bu uygulama yeniden değerlendirilmelidir. Ek ödeme sistemi; emeği, hizmetin niteliğini, branşların çalışma koşullarını ve sağlık hizmetine gerçek katkıyı gözeten, şeffaf ve hakkaniyetli bir yapıya kavuşturulmalıdır.