TIBBİ MALPRAKTİS TAZMİNAT SİSTEMİNDE SOSYAL SİGORTA MODELİNE GEÇİŞ TEKLİFİ (SGK Bünyesinde Süreli Ödeme Esaslı Malpraktis Tazmin Fonu Kurulmasına İlişkin Öneri)
I. GİRİŞ – Trafik Sigortası Modelinden Sağlıkta Sosyal Risk Havuzuna
Türkiye’de zorunlu trafik sigortası sistemi, riskin bireysel değil toplumsal olarak paylaştırılması esasına dayanır. Kaza ihtimali tamamen ortadan kaldırılamaz; ancak zarar doğduğunda mağdur güvence altındadır. Küçük ve yaygın primler büyük zararları karşılayacak bir fon oluşturur. Böylece mağdur korunur, kusurlu taraf ekonomik yıkıma uğramaz ve sistem sürdürülebilir hale gelir.
Sağlık hizmeti de benzer bir risk yapısına sahiptir. Milyarlarca işlem yapılan bir sistemde komplikasyon ve tıbbi uygulama hatası ihtimali tamamen sıfırlanamaz. Ancak bu risk, bireysel yıkıma yol açacak şekilde değil, sosyal sigorta mantığıyla yönetilebilir. Bugünkü sistemde malpraktis tazminatları doğrudan dava yoluyla, toplu ve yüksek meblağlı ödemeler şeklinde hükmedilmekte; bu durum hem hekimleri hem hastaları hem de yargıyı zorlayan sonuçlar doğurmaktadır. Trafik sigortasında olduğu gibi, riskin kamusal bir havuzda yönetildiği bir model sağlık sistemi için de mümkündür.
II. Anayasal Dayanak
Bu model, Anayasa’nın 2. maddesindeki sosyal devlet ilkesi ile 56. maddesindeki sağlık hakkı kapsamında değerlendirilmelidir. Sosyal devlet ilkesi, sosyal risklerin bireyin omzuna bırakılmamasını, kamusal mekanizmalarla yönetilmesini gerektirir. Sağlık hizmeti sunumundan doğan risklerin sistematik biçimde güvence altına alınması bu ilkenin doğal sonucudur.
Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür. Sağlık hizmetinin doğasında bulunan risklerin düzenli ve güvenli bir sistemle yönetilmesi bu yükümlülüğün kapsamındadır. Ayrıca Anayasa’nın 60. maddesi sosyal güvenlik hakkını güvence altına almaktadır. Malpraktis kaynaklı zararların sosyal sigorta mekanizmasıyla karşılanması anayasal sosyal güvenlik hakkının kapsamına girmektedir.
III. Avrupa’daki Uygulamalar
Fransa’da ONIAM sistemi ile belirli tıbbi zararlar kamu fonu üzerinden karşılanmakta; İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde kusursuz sorumluluk esasına dayanan no-fault compensation modeli uygulanmaktadır. Bu sistemlerde zarar gören hasta, uzun ve yıpratıcı dava süreçleri yerine uzman komisyonlar aracılığıyla değerlendirilmekte ve tazmin edilmektedir. Ortak yaklaşım, riskin bireysel yıkıma yol açmayacak şekilde kurumsal bir mekanizma ile yönetilmesidir.
IV. Hukuki Altyapı Önerisi
Model, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na eklenecek özel bir bölüm ile düzenlenebilir. “Malpraktis Sosyal Risk Fonu” başlıklı yeni bir bölüm oluşturularak başvuru, inceleme, ödeme ve itiraz usulleri ayrıntılı biçimde düzenlenebilir. Ayrıca 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda tamamlayıcı hükümler öngörülebilir.
Bu düzenleme ile malpraktis ve komplikasyon iddialarında doğrudan dava açılması yerine, öncelikle bu fona başvuru zorunlu hale getirilebilir. Böylece sistem, yargı öncesi uzman değerlendirme esasına dayalı bir ön inceleme mekanizmasına kavuşmuş olur.
V. Uzman Komisyon ve Başvuru Mekanizması
Komplikasyon veya malpraktis iddiasında bulunan kişiler doğrudan mahkemeye başvurmak yerine öncelikle SGK bünyesinde kurulacak Malpraktis Sosyal Risk Fonu’na başvuracaktır. Başvurular, sağlık alanında uzman hekimler, hukukçular, finans ve aktüerya uzmanları, sosyal güvenlik uzmanları ve ilgili bakanlık temsilcilerinden oluşan bağımsız ve çok disiplinli bir kurul tarafından değerlendirilecektir.
Bu kurul dosyayı hem bilimsel hem hukuki hem de aktüeryal açıdan inceleyecek; komplikasyon ile malpraktis ayrımını objektif kriterlerle değerlendirecek; zarar miktarını ve süreli ödeme tutarını belirleyecektir. Belirlenecek tazminat, süreli aylık gelir şeklinde bağlanacaktır.
Kurul tarafından belirlenen miktarı yeterli bulmayan başvuru sahipleri yargı yoluna başvurabilecektir. Ancak doğrudan dava açma yolu kaldırılarak, önce idari ve uzman değerlendirme sürecinin işletilmesi sağlanacaktır. Bu yöntem, gereksiz davaların azalmasına, teknik konuların uzmanlık düzeyinde çözümlenmesine ve yargının iş yükünün önemli ölçüde düşmesine katkı sağlayacaktır.
VI. Süreli (Aylık) Ödeme Esası
Mahkeme veya kurul kararı ile hükmedilen tazminat toplu ödeme yerine mağdurun yaşam süresi boyunca aylık gelir şeklinde ödenmelidir. Bu sistemle erken vefat halinde fazla ödeme sorunu ortadan kalkar, geri alma davalarına gerek kalmaz ve aktüeryal belirsizlikler minimize edilir. Mağdur uzun vadeli ve sürdürülebilir gelir güvencesine kavuşur.
VII. Finansman Modeli (Hekimlerden Kesinti Olmadan)
Bu modelde hekimlerden herhangi bir kesinti yapılmayacaktır. Finansman, sağlık hizmetinden yararlanan herkesin sembolik ve yaygın katkısı ile sağlanacaktır.
2025’in ilk 11 ayında muayene sayısı yaklaşık 1.024.000.000’dur. Muayene başına 1 TL katkı alınması halinde yıllık yaklaşık 1.024.000.000 TL; 2 TL katkı halinde yaklaşık 2.048.000.000 TL; 3 TL katkı halinde ise yaklaşık 3.072.000.000 TL büyüklüğünde bir fon oluşacaktır.
Bu büyüklükte bir fon, yüksek meblağlı dosyaların sistematik biçimde karşılanmasını mümkün kılar. Gerekli görüldüğünde devlet katkısı ile fonun sürdürülebilirliği anayasal güvence altına alınabilir.
VIII. Sonuç
Trafik sigortasında olduğu gibi küçük ve yaygın katkılarla büyük risklerin yönetildiği sosyal sigorta modeli, malpraktis tazminat sistemine uyarlanmalıdır. Anayasal dayanağı bulunan, 5510 sayılı Kanun ile entegre edilebilecek, uzman kurul denetiminde işleyecek ve yıllık 2–3 milyar TL büyüklüğe ulaşabilecek bu model; hekimi bireysel yıkımdan koruyan, hastayı uzun vadeli güvence altına alan, yargıyı rahatlatan ve sosyal devlet ilkesini güçlendiren sürdürülebilir bir çözüm olarak değerlendirilmelidir.